Doç. Dr. Deniz Oral

Göz Hastalıkları Uzmanı

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Keratokonus

Keratokonus gözün öndeki saydam tabakası olan korneanın incelerek öne doğru koni şeklinde sivrileşmesine neden olan ilerleyici bir hastalıktır. Hastalık hemen her zaman iki gözü birden etkiler ancak şiddet açısından iki göz arasında farklılık olabilir. Keratokonus genellikle ergenlik döneminde başlar ve 10-20 yıllık bir dönem boyunca ilerleme gösterdikten sonra 30’lu yaşların başında yavaşlayarak durur. Hastalığın erken döneminde kornea tabakasının şeklindeki değişimler astigmatizmaya neden olarak görmeyi azaltır. Zaman içinde kornea tabakasındaki deformasyonun ilerlemesi ve bazen leke oluşumu nedeniyle görme çok düşük seviyelere inebilir. Hastalığın neden kaynaklandığı bugün için bilinmemekle beraber allerjik veya başka nedenlerle sık sık gözleri ovuşturmanın yarattığı küçük travmaların hastalık oluşumunda rol oynayabileceği düşünülmektedir. Keratokonus bazı ailelerde genetik olarak geçiş gösterebilmekte ve keratokonus hastalarının yakınlarında görme ile ilgili bir sorunları olmasa bile kornea tabakasında hastalığın çok erken bulguları saptanabilmektedir. Keratokonus hastalarının 1.derece yakınlarında hastalığın görülme ihtimali  yaklaşık olarak %5  (normalde 1/2000) seviyesindedir. Keratokonus hastaları genellikle göz doktoruna görmede azalma ve gözlük cam numaralarında sık değişiklik olması nedeniyle başvururlar. Bazı hastalarda ışıklarda dağılma, ışığa duyarlılık veya çift görme şikayeti olabilir. Daha nadiren kornea tabakasında çatlama ve buna bağlı olarak oluşan şişme, görmeyi çok azaltan ağrılı bir duruma yolaçabilir. Hastalığın kesin tanısı detaylı bir göz muayenesi ile beraber kornea topografisi denilen ve kornea tabakasının şekil haritasını gösteren bir incelemenin yapılması ile konulur.

Keratokonus bazı hastalarda kornea tabakasında yalnızca tetkik cihazları ile belirlenebilecek ve görmeyi etkilemeyecek kadar hafif değişiklikler seviyesinde kalırken, hastalığın çok ileri olduğu kişilerde görme keskinliğinin arttırılabilmesi için kornea nakli yapılmasını gerekebilir. Dolayısı ile hastalığın şiddeti çok geniş bir yelpaze içinde değişebildiğinden tedavide kornea tabakasının durumu ve görme seviyesine göre farklı yaklaşımları uygulanır. Görmenin fazla etkilenmediği hafif keratokonus hastalarında gözlük camları veya yumuşak kontakt lenslerle net bir görüş elde edilebilir. Hastalığın ilerlemesi ile beraber kornea tabakasının şeklinin giderek bozulması astigmatizmayı düzensiz hale getirir ve bu durumda gözlük camları net bir görüş sağlayamaz. Bu hastalarda sert gaz geçirgen lesnler veya diğer bazı özel kontak lensler net bir görüş sağlanabilir. Kornea tabakasındaki ileri derecede bozulmanın göz yüzeyinde lensin düzgün şekilde durmasına imkan vermediği hastalarda ise kornea içi halka uygulaması yapılabilir. Yarım halka şeklinde ve vücut ile uyumlu özel bir saydam maddeden yapılmış olan bu implantlar kornea tabakasında femtosaniye laser cihazı ile oluşturulan tüneller içine yerleştirilerek korneanın şeklinde düzelme sağlanır. Bu tedavi kişinin yeniden kontakt lens takabilmesini mümkün kılarken, görme seviyesinde de bir miktar artış sağlayabilir. İleri keratokonuslu kişilerde kornea tabakasında leke oluşumu ve aşırı şekil bozukluğuna bağlı görme keskinliği çok azalmışsa kornea transplantasyonu (keratoplasti) yapılması gerekir. Hastalık nedeniyle yapısı bozulan kornea tabakasının merkezindeki bölgenin tamamı veya belli bir kalınlıktaki kısmı çıkartılarak yerine vefat eden bir kişiden alınan kornea dokusu nakledilerek görmen seviyesinde iyileşme sağlanır. Keratokonus hastalarında yapılan kornea transplantasyonları tüm kornea transplantasyonu yapılan hastalar içinde en başarılı sonuçların alındığı gruptur.

Keratokonusta son yıllarda uygulanmaya  başlanan yeni bir tedavi şekli de cross-linking yani çapraz bağlama tedavisidir. Bu tedavide B2 vitamini (riboflavin) damlatılarak kornea tabakası ultraviyole ışınlarına hassas hale getirilir ve ardından 30 dakika süre ile ultraviyole A ışını uygulanır. Ultraviyole ışınları kornea tabakasını oluşturan kollajen liflerini birbirine bağlayan çapraz bağların miktarında artış sağlayarak kornea tabakasının sertlik ve direncini arttırır. Çapraz bağlama tedavisi her göz için bir defa uygulanır. Bu tedavi keratokonusun temelindeki sorunu ortadan kaldırmaz ancak bugün için keratokonusun aktif olarak ilerlediği kişilerde ilerlemeyi durdurma veya yavaşlatma potansiyeline sahip tek tedavi alternatifidir. Kornea transplantasyonu gerektirecek kadar ilerlemiş hastalar çapraz bağlama tedavisi uygun birer aday değildir.

Keratokonuslu gözlerde hastalığa bağlı oluşan astigmatizma ve kırma kusurunun düzeltilmesinde excimer laser tedavisi uygulanamaz. Benzer şekilde laser tedavisine uygunluk açısından yapılan ön tetkikler sırasında keratokonusun çok erken bulgularına rastlanan gözlere laser tedavisi yapılmaz. Çünkü excimer laser tedavisi sırasında göz bozukluğunun düzeltilmesi için kornea tabakası yeniden şekillendirilirken tabakanın bir kısmı laser ile buharlaştırılır. Bunun sonucunda korneada incelme ve zayıflama meydana gelir. Keratokonusta hastalığının doğası gereği kornea tabakası ince ve daha zayıf olduğundan bu hastalara excimer laser tedavisi uygulanması durumunda hastalıkta daha fazla ilerleme ve görme seviyesinde ciddi azalma ortaya çıkabilir.

Keratokonus tedavisinde en temel kriter hastanın görüş seviyesinin günlük yaşantısını rahat bir şekilde sürdürmesine yetip yetmediğidir. Farklı tedavi yaklaşımlarının tümü kişiye mümkün olan en net görüşü sağlamayı ve zaman içinde görmede daha fazla azalma olmasını önlemeyi amaçlar. Gözlük, kontakt lens veya diğer tedavi yöntemleri ile görme seviyesi yeterli olan hastalarda ilerleme açısından düzenli takiplerin yapılması önemlidir. Hastalığın ilerleme riskini azaltmak açısından keratokonus hastalarının gözlerini kesinlikle ovuşturmamaları gereklidir. Benzer şekilde bu hastalarda kornea tabakasındaki zayıflık kornea tabakasında yırtılma riskini arttırdığından darbelerden kaçınmak büyük önem taşır.