Doç. Dr. Deniz Oral

Göz Hastalıkları Uzmanı

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Bebeklerde Göz Sulanmaları

Herhangi bir sağlık problemi olmayan ve zamanında doğmuş bebeklerin yaklaşık olarak %5’inde gözlerde sürekli sulanma ve çapaklanma görülebilir. Normalde göz yüzeyini nemlendirmek ve korumak için gözyaşı bezleri tarafından üretilen gözyaşının fazla kısmı gözyaşı kanalı tarafından burun boşluğuna aktarılır. Gözyaşı kanalı alt ve üst göz kapaklarının iç köşesinde iki küçük delik olarak başlar ve aşağı doğru uzanarak burun boşluğuna açılır. Ağlarken burnumuzun akmasının nedeni çok miktarda gözyaşının bu kanaldan burun içine boşalmasıdır. Bazı bebeklerde gözyaşı kanalının gelişimi doğumda tamamlanmamıştır ve kanalın burun boşluğuna açıldığı noktada ince bir zar bulunur. Bu zarın neden olduğu tıkanıklık nedeniyle gözyaşı ve içindeki  artık maddeler göz yüzeyinde birikerek sürekli sulanma ve çapaklanmaya neden olur. Bu durum doğumsal gözyaşı kanalı tıkanıklığı olarak adlandırılır. Tek veya her iki gözü beraber etkileyebilir. Sürekli sulanma ve çapaklanmanın yanısıra kanal tıkanıklığına bağlı olarak mikrobik enfeksiyon gelişirse gözlerde kızarıklık ve kapaklar ile burun kökü çevresinde şişme de görülebilir.

Doğumsal gözyaşı kanalı tıkanıklıklarının %95’i bebek 1 yaşına gelmeden kendiliğinden açılır. Bu nedenle 1 yaşına kadar sadece gözyaşı kanalına masaj uygulanması ve gerektiğinde çapaklanmayı azaltmak için kısa süreli antibiyotikli damlalar kullanılması yeterlidir. Masaj uygulaması sırasında işaret parmağı gözün iç köşesi ile burnun birleştiği noktaya kuvvetli bir şekilde bastırılarak alttaki kemiğin kenarı boyunca aşağı ve dışa doğru kaydırılır. Masaj uygulaması gözyaşı kanalı içinde basınç oluşturarak kanalın alt ucundaki tıkanıklığı açılmaya zorlar.

Uygun teknikle ve düzenli (günde 3-4 defa 10’ar kez) masaj uygulanmasına rağmen sulanma ve çapaklanma 1 yaşından sonra da devam ediyorsa, sorunun kendiliğinden geçme ihtimali azaldığı için sondalama işlemi uygulanır. Ameliyathane ortamında bebeğe hafif bir genel anestezi verilmesini takiben gözyaşı kanalına sonda adı verilen özel bir alet ile girilerek tıkanıklık açılır. Sondalama işleminin başarı şansı %95 seviyesindedir. İlk sondalama işlemi sonrasında kanal tıkanıklığının hala devam etmesi durumunda sondalama işlemi tekrarlanır ve sondalamaya ek olarak gözyaşı kanalının tekrar tıkanmasını engellemek amacıyla kanala ince bir silikon tüp yerleştirilir. Bu tüp 2 ay sonra  tekrar anestezi verilmesine gerek olmadan poliklinikte çekilerek çıkartılır. Çok nadiren sondalama ve tüp uygulanmasına rağmen tıkanıklığın giderilemediği durumlarda ameliyatla gözyaşı kanalı ile burun boşluğu arasında yeni bir bağlantı oluşturulması gerekebilir.

En sık olarak doğumsal gözyaşı kanalı tıkanıklığına bağlı olmakla beraber, bebeklerde sulanma gözyaşı kanallarının yokluğu, doğuştan olan glokom (göz tansiyonu) hastalığı, yoğun allerji veya kimyasal etkilere bağlı olarak gözlerde oluşan tahriş gibi nedenlerden de kaynaklanabilir. Bu sebepler daha nadir olarak görülmekle beraber, sorunun neden kaynaklandığının belirlenmesi açısından gözlerinde sürekli sulanma olan bebeklerin bir göz doktoru tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Erişkinlerde Gözyaşı Kanalı Hastalıkları

Gözyaşı kanalları gözlerin yüzeyini nemlendirmek için gözyaşı bezi tarafından üretilen gözyaşının fazlasını burun boşluğuna akıtırlar. Gözyaşı kanalları alt ve üst göz kapağının iç köşesinde iki küçük kanalcık olarak başladıktan sonra birleşerek burun kemiğine komşu olan gözyaşı kesesine açılır ve buradan tek bir kanal halinde burun boşluğuna ulaşır. Gün boyunca her göz kırpışımız sırasında gözyaşının fazla kısmı gözyaşı kanalına emilir ve burun içine akar. Ağladığımızda veya gözlerimiz çok yaşardığında burnumuzun da akmaya başlamasının nedeni gözyaşı kanalından burun içine çok miktarda gözyaşı ulaşmasıdır. Gözyaşı kanallarının herhangi bir nedenle işlevlerini tam olarak yerine getirememesi gözlerde sulanma ve çapaklanmaya neden olur.

Erişkinlerde en sık rastlanan gözyaşı kanalı hastalıkları gözyaşı kanalı darlıkları ve tıkanıklıklarıdır. Yaşlanma, gözyaşı kanalının enfeksiyonları, bazı göz damlaları ve kemoterapi ilaçları, gözyaşı kanalı yaralanmaları ve bazı bağışıklık sistemi hastalıklarına bağlı olarak gözyaşı kanalında daralma ve tıkanıklıklar meydana gelebilir. Daralma nedeniyle kanal içinde biriken gözyaşında bakterilerin üremesi sonucu meydana gelen tekrarlayan enfeksiyonlar genellikle gözyaşı kanalında yapışıklıklar oluşturarak zaman içinde tam tıkanmaya neden olur. Gözyaşı kanalı enfeksiyonları bazen göz kapakları ve burun bölgesine de yayılabilecek kadar şiddetli olabilir.

Erişkinlerde gözyaşı kanalında tıkanıklık olmadan sadece daralma varsa bu durumda gözyaşı kanalının sadece başlangıç kısmına genişletici bir implant veya kanalın tamamına silikon tüp takılarak kanalın tekrar genişletilmesi denenebilir. Gözyaşı kanalında tam tıkanıklık oluşmuşsa bu durumda sadece cerrahi tedavi mümkündür. Gözyaşı kanalı ameliyatlarında gözyaşı kesesi ile burun arasında yeni bir bağlantı oluşturularak gözyaşının tekrar buruna akması sağlanır. Ameliyat sırasında gözyaşı kanalına yerleştirilen silikon tüp ameliyattan 2 ay ile 1 yıl arasında değişen bir süre sonra poliklinik şartlarında çıkartılır. Gözyaşı kanalı ameliyatları eksternal (dışarıdan) olarak adlandırılan açık yöntem veya endolazer cihazı kullanılarak yüzde kesi yapılmadan kapalı yöntem ile yapılabilir. Endolaser yönteminin uygulanabilmesi için gözyaşı kanalındaki tıkanıklığın yerinin ve hastanın burun boşluğunun bu yönteme uygun olması gerekir. Cerrahi tedavinin başarı şansı açık cerrahi ile %95 , endolaser yöntemi ile %70 seviyesindedir. İlk ameliyatta gözyaşı kanalı açılmazsa tekrar cerrahi uygulanabilir. İkinci kez cerrahi yapılması gerekirse açık yöntem kullanılır. Nadir görülmekle beraber eğer tıkanıklık gözyaşı kanalının hemen başlangıç kısmındaysa gözün iç köşesi ile burun arasına yerleştirilen olarak özel bir cam tüp aracılığı ile gözyaşının tekrar burun içine akmasını sağlanabilir.